ABD tahvil getirileri yeniden yükselişte: Fed’den parasal genişleme beklentisi artıyor
Investing.com – Deutsche Bank (DB), ABD tahvil piyasasında son dönemde yaşanan satış dalgasının devam etmesi halinde, Federal Reserve’in piyasa istikrarını sağlamak için olağanüstü adımlar atmak zorunda kalabileceğini belirtti.
Deutsche Bank: “Tahvil satışları sürerse Fed acil niceliksel gevşemeye gidebilir”
Bankanın Küresel Döviz Stratejisi Başkanı George Saravelos, tahvil piyasalarında yaşanan sert dalgalanmanın “bir tür devre kesici” etkisi yaratabileceğini vurgulayarak, Fed’in gerekirse acil bir niceliksel gevşeme (QE) programını devreye sokabileceğine işaret etti.
Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın ticaret politikalarının tahvil piyasasına etkilerinin sert biçimde hissedildiği bir dönemde geldi. Çarşamba günü ABD varlıklarına duyulan güvenin zayıflaması ve artan ticaret savaşı endişeleri nedeniyle uzun vadeli tahvillerde satışlar derinleşti. 30 yıllık ABD tahvil faizi, %5 sınırına kadar yükseldi ve Ocak ayı seviyelerini test ederek yeniden Kasım 2023’ten bu yana en yüksek seviyesine çıktı.

Tahvil getirilerindeki yükseliş Fed üzerinde baskı oluşturabilir
Saravelos’a göre, ABD’nin uzun vadeli borçlanma maliyetlerini yukarı taşıyan bu süreç bir finansal istikrar riski teşkil edebilir. Özellikle 10 ve 30 yıllık tahvillerdeki sert satışlar, doğrudan kamu borçlanma maliyetlerini artırarak makroekonomik dengeye zarar verme potansiyeli taşıyor.
Deutsche Bank, Fed’in bu sürece duyarsız kalamayacağını ve 2020 pandemi dönemine benzer şekilde gerekirse Hazine kağıtlarını yeniden alıma başlayabileceğini belirtiyor. Bu tür bir acil likidite müdahalesi, hem faizlerdeki oynaklığı dizginlemek hem de yatırımcı güvenini yeniden tesis etmek bakımından önem taşıyabilir.
ABD tahvil getirileri yeniden yükselişte
Son verilere göre, ABD 10 yıllık tahvil faizi, bugün 21 baz puanlık artışla %4,51’e, 30 yıllık tahvil faizi ise aynı oranda yükselişle %4,99’a ulaştı. Bu hareket, tahvil piyasasında satıcılı seyrin yeniden hız kazandığını ve yatırımcıların yeni endişelerle pozisyonlarını gözden geçirmeye başladığını gösteriyor.
Hatırlanacağı üzere, Trump’ın ikinci dönemine başlamasıyla birlikte başlattığı agresif tarife politikalarının ardından, 2024 yılının son çeyreğinde tahvil faizlerinde belirgin bir düşüş yaşanmıştı. Ekim 2024’te ABD 10 yıllık tahvil getirisi uzun bir aradan sonra ilk kez %4’ün altına inmişti. Bu gerilemenin arkasında iki temel gerekçe öne çıkıyordu: olası bir resesyon beklentisi ve artan risk ortamında tahvillere yönelen güvenli liman talebi.
Ancak bugün gelinen noktada, artan enflasyon baskısı ve ticaret savaşı endişeleri, hem büyüme endişelerini hem de faiz patikasına ilişkin belirsizlikleri derinleştiriyor. Küresel hisse senedi piyasalarında yaşanan sert gerilemelerden kaçınmak isteyen yatırımcıların yöneldiği tahvillerdeki bu satış dalgası, Fed’in politika yaklaşımını daha karmaşık hale getiriyor.
Son analizler, Fed’in şu anda faiz kararları açısından “bekle-gör” pozisyonunu korusa da, ani volatilite, uzun vadeli borçlanma sorunları ve finansal sistemde oluşabilecek kırılganlıkların, geleneksel araçların ötesinde müdahale ihtiyacını doğurabileceğini ortaya koyuyor.








